Altan | Sloganı bulunca yazarız be yawrum ! ne acelesi war ?

çArşı Nedir ?

çArşı kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.

çArşı, yüreğinde Beşiktaş aşkını hisseden herkestir.

çArşı bir ruhtur.

çArşı, New York’da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, Prag’da duvara yazılmış bir yazıdır, Erzincan’da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, Adana’da bir derneğin duvarlarına boyanmış siyah’la beyazdır, Galatasaray Lisesi duvarına yazılmış “çArşı ULAN” işaretidir.

Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır çArşı.

Zonguldak’ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan “maç kaç kaç?” sorusundadır çArşı.

Hakeme kızdığında “Satanist hakem” diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.

Atatürk’e dil uzatan dönemin milletvekili Hasan Mezarcı’ya “Hasan Mezarcı’ya kafam girsin” diyen tezahüratıyla Cumhuriyet’in Kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.

Fenerbahçelilerin yalakalıklarına “TEK ADAM, ATAM” ya da “Bir Pankartta Verhaugen’e Aç Avrupa Şampiyonu Ol Fener” diyen zekadır.

çArşı, fenerbahce lisesinde sarı lacivert kravat yerine siyah beyaz kravat takıp dolaşabilme cesaretidir, BEŞİKTAŞ aşkını pankartlarda “Başka Boyutların Tanrısı” diye ifade eden kalp’dir.

Ceza’sı gereği boş kalmış tribünlere “RUHUMUZ YETER” yazan yüreklerdir.

Kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri “Cobarde Gallina Ortega (Korkak Tavuk Ortega)” pankartıyla maymun edenlerdir.

“Erkek Adam Renkli Takım Tutmaz” deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. “Işıklar Söndüğü Zaman Tüm Fenerliler Güzeldir” pankartıyla taraflı tarafsız herkesi güldürenlerdir.

“Bizim taraftarımız daha fazla” diye böbürlenenlere “en fazla sinekte b.kun üzerinde olur” cevabını yapıştıranlardır.

Futbolcusuna kızdığında “Aşkımız renklere sizlere değil” diyen renk aşkıdır.

2 Km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.

S.Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta, boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek KARAKARTALLARINI seyreden nine’dir.

Tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür.

Omuz omuza zıplayıp “Beşiktaş’ım benim biricik sevgilim” diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan Solcusudur, Sağcısıdır, Ateistidir, Hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.

Irak işgalinden önce Savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.

Mitinglerde “BEŞİKTAŞLIYIZ, SAVAŞA KARŞIYIZ” tezahüratlarında, Tribün’de “Savaşa HAYIR”, “Amerikan Şahinlerine karşı Karakartallar” pankartlarıyla tepkisini koyandır.

Bir F16 burnuna yapılmış Kartal’dır. çArşı’nın “A” sını Anarşinin “A”sıyla yazan, güce tapmayan isyankarlıktır.

“Siyah Beyaz Ölüm Yaşam” diyen felsefedir. Delikanlılığı da hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.

Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.

Nazım Hikmet’in “ASLOLAN HAYATTIR” ına tribünlerin Hacı Babasıyla “HAYATTA BEŞİKTAŞ” diye ölümsüzleştirenlerdir.

“çArşı, MUSTAFA KEMAL HARİÇ HERKESE, HATTA KENDİNEDE KARŞI” diyen aykırılıktır.

Tribüne boydan boya “Ölüm Ne Zaman ve Nereden Gelirse Gelsin; Mezarıma Siyah Beyaz Güller Atılacaksa, Mezar Taşıma BEŞİKTAŞ Yazılacaksa, Böyle Ölüm Hoş Gelsin Sefa Gelsin…” yazan ölümsüz sevgidir.

çArşı ruhu BEŞİKTAŞININ uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞINI taparcasına seven çılgın aşığıdır.

Alıntı: Alp Batu Keçeci - http://www.forzabesiktas.com/dokuman.php?id=12

Öncelikle belirteyim; maçı kazanacağımızı biliyordum. 1-0 geriye düştüğümüzde inancım daha da arttı (: Bunu Super Lig’deki puan durumuna ya da Türkiye Kupası’ndaki performansa göre söylemiyorum. An itibariyle oynadığımız futbola göre konuşuyorum. Evet, artık oynuyoruz..

Takım halinde oynadık yine, zaten böyle kritik maçları bu şekilde oynamalıyız.  Orta sahanın oynama kapasitesi ve isteği kadronuın sakatlık ya da kart cezalısı olmaması durumunda değişmeyeceğini gösterdi. Serdar Özkan’ı sahada görmemek güzeldi. Maçın yıldızı Mustada Denizli’dir.

Değerlendirmeye geçersek;

Hakan Arıkan eski takımına karşı oynadı. Kalede güven verdi. Sanki yeni transfer gibi istekli, uzun zamandır forma giyiyormuşçasına  konsantrasyonu yüksekti. Tebrikler Hakan..

Gökhan Zan yerine Tomas Zapotocny tercihi çok iyi oldu. Hakan’a atılan geri paslar bu sayede biraz daha azaldı. Zapo’nın daha garanti bir defans oyuncusu olduğunu biliyoruz zaten.

İbrahim Üzülmez sol koridorda gitti geldi sürekli. Yüksek performansını devam ettiriyor “Deli İbo”.

Tomas Sivok ve İbrahim Toraman tarafımdan tam not aldı.

Defans kurgusunun artık bozulmaması gerekiyor. Bu savunmanın zaman zaman ileriye çıkan 2 oyuncusu olması handikap gibi olsa da defansiz orta saha oyuncularımız bu eksiği kapatıyor. Bu da savunma ve orta sahanın blok halinde çıkış ve dönüşünü sağlıyor. Bu olumlu gelişime son maçlarda forvet bağlantısı da eklendi.

Delgado gol sessizliğini öyle bir bozdu ki,  Ankaraspor’un 3. kalecisi olan Evren Özyiğit’in de hatası büyük olmasına rağmen sadece Delgado tipindeki oyuncular görebilir o kaleyi o mesafeden.. Oyunu da iyiydi. Sakatlık sonrası biraz güçsüz gibi görünmesine karşı akıllı oyunu ile bunun üstesinden gelmeyi bildi. Yanındayız Matias… Rodrigo Tello ile mevkilerini değişerek oynuyorlar zaten.  Çok fazla yormuyorlar, iyi niyetliler ve istekliler. Bu bile yeterli.. Bu arada Tello’ya Ankaraspor tribünlerinden atılan UFO benzeri cisim hayli ilginçti. Kapak oldu bi taraflarına sonra..  Edouard Cisse de 79′da girmesine rağmen 90 dakilalıkmış gibi gözüme çarptı. Demek ki neymiş ? Oynamayan adamı kenara çekeceksin, ısrar etmeyeceksin ki futbolu özlesin biraz adam..

Fabian Ernst ve Ekrem Dağ’ın görevi savunmaya yardım etmek oldu çoğunlukla. Yere sağlam basıyor Fabian. Güvenim sonsuz.
Ekrem ise sağ kanadı parselledi resmen,  rakibine top göstermedi.

Ne olursa olsun Bobo’nın ölüsü ilk 11 çıkmalı. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Diğer maçlara nazaran biraz daha tutuktu ama bu iş böyle.. Biri olmazsa biri oynar mutlaka.. 3 tane canavar gibi forveti olan hangi takım var ligde ?

Mert Nobre’nin nasıl bir Beşiktaş’lı olduğu, daha doğrusu bir Beşiktaşlı’nın nasıl olması gerektiği bu maçta bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Mustafa Denizli’nin oynadığı satranç doğrultusunda Filip Holosko ve Yusuf Şimşek oyuna sonradan dahil oldu. Yusuf böylelikle Beşiktaş’taki ilk gölünü atmış oldu. Kısa zamanlı oynadığı oyunu da yadırgamadı. Tecrübe böyle birşey işte..

Filip Holosko öyle bir vurdu ki cafede maç izlediğim insanlarla beraber aynı Ankaraspor kalecisi gibi biz de sadece baktık kaldık ekrana. Nasıl biz vuruş zekasıdır, nasıl bir tekniktir  o öyle. Hücüm oyuncularımıza çok güveniyorum artık.

Son söz; Beşiktaşım bundan sonra gol yollarında problem çekmez. Duran toplarda da etkiliyiz zaten.. Derbi maçlarda İnönü’den ortalama bir puanla rakipleri evine gönderirsek şampiyonuz derim. Çünkü takımda şampiyonluk havasına girildi.

Kartallar yüksek uçar..

Altan

Sayfalar
Kategoriler
Şifreyi weriyorum ..
Eğer insan hayatının mantık tarafından yönetildiğini kabul edersek, yaşama ihtimalini yok etmiş oluruz..


Share/Save/Bookmark





Meta